MİNİK KAHRAMANLAR

     Bir masalımız var demiştik… Ben masal diyorum da gerçek olduğunu hepimiz biliyoruz.      Evet bu bir gerçek !
     Minik kahramanlarımızın, sizin, bizim birlikte yaşadığımız bir gerçek…
     Hafize ÖZAL İlkokulu, 1 – C sınıfının gerçeği.
     Yaşımız yedi olmuştu. Anne-babamızda bir telaş, bir telaş… Sormayın! Sanki yeni bir hayat başlayacak, yeni bir ülkeye göçeceğiz.
     Aslında bizler de heyecanlıydık, hatta fazlasıyla da meraklı…
     Bizim için seçilen yeni ülkeye annemizin-babamızın ellerine tutunarak, yüreğine sığınarak, ürkek adımlarla, korkuyla, küt küt vuran kalbimizin sesini duya duya vardık. Demir bir kapı karşıladı hepimizi… Soğuk bir demir kapı. Koskoca bir bahçesi vardı bu yeni ülkenin. Bahçe süslenmişti. Çiçekler, balonlar, bayraklar cıvıl cıvıldı… Hatta palyaço bile vardı.
     “Şurada toplanın” dediler. Krallar gelip bizi seçecekler, kendi ülkelerine alacaklarmış…   Gözler geriye çevrildi, nefesler tutuldu. Kuşların kanat seslerinin bile duyulduğu bir sessizliğe büründü her yan…
     Dört kral, kralsı adımlarla bize yaklaştı. Ellerinde listeler, gözleri ışık ışık, yüzlerinden bize yansıyan sevgi hemen dikkatimizi çekmişti.
     İçimizden dua ettik. “Şu sağ baştaki, en yakışıklı kral bizi seçsin” diye… Dualarımız kabul mü oldu ne ? İsimlerimizi bir bir okumaya başladı. En güzel, en yakışıklı, en akıllı olanları seçiyordu. “Helal olsun” dedik. Adam anlıyor bu işten…
     Çevresini saran bizlere, gözleriyle öyle bir sarıldıki… Hayatımda böyle sevgi, böyle sarılma görmedim. “İlk günümüz böyle başlarsa, yaşadık.” Diye sevinçten havalara uçtuk.
     Hemen ardına düşüp, peşinden giderek, yeni ülkemizin, yani 1 – C’ nin kapısına vardık. Orası da bir başka güzeldi. Süslenmişti… Bütün gece uyumayıp süslemiş olmalıydı kralımız.
     Kral bizi ülkesine kabul etmişti. Her birimize yeni bir kimlik verdi. Yakalarımıza takıp yeni ülkemizin vatandaşları olmuştuk.
     Görüyorsunuz çok mutluyuz. Hepimizin birer adı var. Ama yeni kralımız bize yeni isimler de verdi. Kimimize “canım” dedi. Kimimize “hayatım.” Bazen “evladım/ oğlum – kızım” diye seslendi. Kimimize güzelim, kimimize yakışıklım, güzel gözlüm
Diye seslendi. Kimimizi “cin gibi” diye tanımladı, kimimizi “akıl küpü”… Kızdığında kızgın oluyor da, kötü sözler kullanmıyor, acayip bir fren yapıyor. Teşekkür de ediyor çoğu zaman, özür de diliyor küçüklüğümüze bakmadan… Keşke biz de…..
    
Biz de ona neler neler dedik. Mesela bir arkadaşımız dalgınlıkla “Baba” dedi. Ama gerçekte de baba gibiydi. Bir başka arkadaşımız “Mahmut Dede Öğretmenim” demesin mi? Gülelim mi ağlayalım mı şaşırıp kaldık. Kral çok fena kızacak derken, “Ahmet!”  deden gibi gördüğün, deden gibi sevdiğin için çok teşekkür ederim demesin mi? Şımarıklığımız bir kat daha arttı. Güvenimiz sonsuzlaştı.
     Günler böylece akıp gitti. Harflerle savaşımızı kazandık. 1. dönemin sonunda  hepimiz OKUMAYI-YAZMAYI öğrenmiştik. Karne günümüz bir başka güzel, bir başka heyecan doluydu.
     Çok güzel etkinlikler, programlar, geziler, törenler yaşadık. 1-C’ li olmanın farkını hep hissettik. Hep başardık, hep mutlu olduk. Zor anlarımız, zor günlerimiz, kötü anılarımız da olmadı değil… Onlar da var tabi…
     Ama hoşgörülü kralımız, sabır küpü dedemiz, güvendiğimiz dağ gibi babamız, her şeyimizle bir anne şefkatiyle ilgilenen büyüğümüz, canım öğretmenimiz, bütün bunları kolaylıkla aşmamızı sağladı. En yaramazlar bile kendine geldi. Şımarıklık sınırına yaklaşmadan; disiplinle, tertip ve düzenle eğitimimiz devam ediyor. Artık farklı düşünüyoruz. Eğitimin önemini, çalışmanın lüzumunu, başarının lezzetini anlamış bulunuyoruz.
     Huzurevine yaptığımız ziyaret, hayatı tanıttı. 23 Nisan Bayram’ı görevimiz, başarıyı tattırdı. Küçük küçük görevlerle, sınıf sınıf dolaşmamız, idare odalarına gitmemiz, güvenimizi arttırdı. Sosyalleştik, kendimizi fark ettik, neleri başaracağımızı görebildik. OKUMA BAYRAMI’mızı da bu duygu ve düşüncelerle hazırladık. Umarız siz de mutlu olursunuz.
     Duygusal mı oldu ne ? O zaman hepinize en derin saygılar sunuyoruz. Tabii ki saygıyı en çok hak edeni unutmadan. Alkışlayalım mı?




0 Responses

Son Yorumlar