DÖNÜŞÜM
Kaynak
kuruyunca sular kesildi,
Sarardı
gülşenim tarumar oldu…
Uçtu
güvercinler hu lar kesildi,
Bülbüller
kargadan ses umar oldu.
Gökyüzü
yeryüzü hep delik delik,
Lükse
mahkûm oldu kadim sadelik,
Rap’a,
caza kurban gitti buselik,
Yabancı
kültürler hükümdar oldu.
Doğduğum
bu şehir gönlüme yaban,
Arı
boş dolaşır doldurmaz kovan,
Bir
hay huy içinde tükenir zaman,
Masivaya
fazla itibar oldu
Yağmur
sonrasında toprak kokardı,
Irmaklarım
benden bana akardı,
Dar
zamanda herkes ışık yakardı,
Şimdiki
bakışlar bir şamar oldu.
Kendi
tercihimiz çekilen azap,
Bin
yıllık konağım bakımsız harap,
Alnımdan
öpmeye hasrettir mihrap,
Çan
sesi ufkumda payidar oldu.
Ufkumun
mavisi solmuş ne acı,
Bir
köy bir binaya dolmuş ne acı,
Kuruyup
giderken sevda ağacı,
Gözyaşını
döken tek mimar oldu.
Mertekler
çürümüş, bacalar yıkık,
Kat
be kat yükselmiş, edebi yırtık,
Komşuya
selamsız asansörle çık,
Bencillik
ceplerde kaç tomar oldu.
Gövdem
çırpınırken kalbim üşüyor,
Her
bir hatıraya gölge düşüyor,
Medeniyet
geri geri koşuyor,
Dallarıma
vahşi kuş konar oldu.
Hasret
denizinde mazi özlerim,
Neşe
satar keder alır gözlerim,
Yalnızlığı
bir sitede gizlerim,
Günbeyli
kentleşme istismar oldu.