| Ah İstanbul!
Güzel İstanbul,
Cana can katan İstanbul… Sana Yedi iklim dört köşeden Armağanlar getirdim. Hüzünlü kalbimin çilesini, aşkını Sultan Dağlarında çektiğim hasretlerimi Akköprü Çayının serinliğinde Sana getirdim. Ah İstanbul! Güzel İstanbul, Cana can katan İstanbul… Keşap’ta kısmet olan çorbanın Buğu buğu tüten dumanını, Rize’de filizlenen çayın Kınalı parmak demini Sana getirdim. Sana Erciyes’ten kar, Isparta’dan bahar, Yar aşkından tutuşan sevda getirdim. Ah İstanbul! Güzel İstanbul, Cana can katan İstanbul… Sana Çukurova’dan pamuk, Toroslar’dan çayır-çimen, Manavgat Şelalesinin köpük köpük özünü, Yedi iklim dört köşeden bezenmiş Gökkuşağı renginde hülya getirdim. Ah İstanbul! Güzel İstanbul, Cana can katan İstanbul… Sana Asırların ötesinden muştu olan tutkuyu, Vecde dönen sanat yüklü duyguyu, Türkmen kızı Aybala’nın aşkını Işıl ışıl gözleri, Ve dudağında tebessümüyle Asırların ötesinden sana getirdim. Ah İstanbul! Güzel İstanbul, Cana can katan İstanbul… Sana kendimi Yalvaç Ovası’nın yağız delikanlısını getirdim. Gönlümü / yüreğimi Avuçlarımda sunuyorum sana… Al bunları, Al beni… Ve hoş gör emi! |
0
Responses
Yorum Gönder
Kaydol:
Kayıt Yorumları
(
Atom
)